HEPA, Filtrasyon, Basınç, Nem ve Validasyon Nasıl Risk Bazlı Yönetilmelidir?
Gıda işletmelerinde havalandırma denildiğinde çoğu zaman ilk akla gelen konfor şartlarıdır: ortamın serinletilmesi, kokunun uzaklaştırılması veya üretim alanındaki sıcaklığın kontrol altında tutulması. Oysa konu gıda güvenliği açısından ele alındığında havalandırmanın bundan çok daha önemli bir işlevi vardır.
Hava; tozu, küf ve maya sporlarını, bakteri taşıyan biyoaerosolleri, alerjen partiküllerini ve farklı alanlardan kaynaklanan kontaminasyonu bir noktadan diğerine taşıyabilir. Yoğuşma oluşması halinde risk daha da farklı bir boyut kazanır. Tavanda, borularda veya evaporatör yüzeylerinde oluşan su damlaları açık ürüne ya da ürün temas yüzeylerine ulaşabilir.
Bu nedenle bir gıda tesisinde havalandırmayı HACCP çalışmasından, hijyen zonlamasından, çevresel izleme programından veya bakım faaliyetlerinden ayrı değerlendirmek doğru değildir.
Uygulamada sık karşılaşılan yaklaşımlardan biri, yüksek hijyen gerektiren bir alan görüldüğünde doğrudan “HEPA filtre kullanalım” sonucuna gitmektir. Ancak başlangıç sorusu HEPA'nın gerekli olup olmadığı değil, ürünün prosesin o aşamasında havadan gelebilecek bir bulaşmaya ne kadar açık olduğu ve mevcut kontrollerin bu riski yeterince yönetip yönetmediği olmalıdır.
HEPA bazı proseslerde son derece önemli bir kontrol olabilir. Fakat yanlış hava yönünü, yetersiz alan ayrımını, yoğuşmayı, çiğ alanla kontrolsüz komşuluğu veya uygunsuz personel hareketini tek başına ortadan kaldırmaz.
1. Hava Kaynaklı Kontaminasyon Nereden Geliyor?
Üretim alanındaki hava riskini yalnızca dışarıdan alınan hava üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Kontaminasyon kaynağı çoğu zaman tesisin kendi içindedir.
Dış ortamdan toz, polen, egzoz, sporlar veya çevredeki endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan kirleticiler gelebilir. Bunun yanında personel; saç, deri, kıyafet, ayakkabı ve solunum yoluyla partikül yayabilir. Yıkama, kesme, yüksek basınçlı temizlik, buhar kullanılan prosesler ve açık ürün transferleri de aerosol oluşumuna neden olabilir.
Tavanlar, evaporatörler, menfezler, drenaj hatları ve filtre kutuları özellikle bakım ve temizlik yeterli değilse başka bir kaynak haline gelebilir. Aynı şekilde çiğ et işleme, sebze yıkama, atık alanı, bakım atölyesi veya yoğun toz oluşan hammadde alanı gibi komşu bölümlerden gelen hava da dikkate alınmalıdır.
Basınçlı hava ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Yağ, su, partikül, pas, biyofilm ve mikroorganizma taşıma ihtimali bulunduğundan, özellikle ürün veya ürün temas yüzeyiyle doğrudan temas ettiği noktalarda proses girdisi gibi ele alınmalıdır.
Dolayısıyla bir denetimde “ortamda klima mevcut” veya “mekanik havalandırmamız var” demek tek başına sistemin gıda güvenliği açısından yeterli olduğunu göstermez. Havanın nereden alındığı, nasıl filtrelendiği, hangi yönde hareket ettiği ve sistem performansının nasıl doğrulandığı bilinmelidir.
2. Hangi Ürün ve Proseslerde Hava Riski Daha Yüksektir?
Burada yalnızca ürün adına bakmak yanıltıcı olabilir. Aynı ürünün farklı proses aşamalarındaki hava riski birbirinden tamamen farklı olabilir.
Özellikle son öldürücü işlemden sonra açıkta kalan ve daha sonra kontaminasyonu ortadan kaldıracak başka bir proses uygulanmayan ürünlerde hava kontrolü daha kritik hale gelir.

Bu tablo bir başlangıç noktasıdır. Nihai karar ürünün özellikleri, proses akışı, ürünün açıkta kaldığı süre, komşu alanlar ve tesisteki gerçek çalışma şartları dikkate alınarak verilmelidir.
3. Önce Hijyen Zonunu Belirleyin
Havalandırma sisteminin nasıl olması gerektiğine karar vermeden önce alanın hijyen açısından ne ifade ettiğini belirlemek gerekir.
Düşük risk/temel hijyen alanlarında kapalı ürün depoları, kuru hammadde alanları, ambalaj dış depoları veya açık ürün bulunmayan bölümler düşünülebilir. Buradaki temel ihtiyaç çoğu zaman HEPA değildir. Genel havalandırmanın yeterliliği, tozun kontrolü, uygun filtre bakımı, lokal emiş ve dış ortamdan kontrolsüz hava girişinin engellenmesi daha önceliklidir.
Kontrollü alan/high-care tarafında durum değişir. Pişmiş ürünün açıkta bulunduğu, peynirin dilimlendiği veya rendelendiği, soğutulmuş ürünün işlendiği ya da ürünün paketleme öncesinde çevreye açık olduğu proseslerde çapraz kontaminasyon, personel hareketi ve yoğuşma daha fazla önem kazanır. Filtrelenmiş hava, uygun sıcaklık ve nem şartları, doğru hava yönü ve alan geçişlerinin kontrolü burada birlikte değerlendirilmelidir.
High-risk alanlarda ise son öldürücü işlemden sonra açıkta kalan, patojen gelişimini destekleyebilen ve tüketici tarafından yeniden pişirilmeden tüketilecek ürünler söz konusudur. Bu tür proseslerde fiziksel ayrım, uygun pozitif basınç kademesi, yeterli ve filtrelenmiş hava, personel hijyeni ve risk bazlı çevresel izleme sistemin parçalarıdır.
Açık aseptik proseslerde hava kontrolü artık doğrudan proses validasyonunun bir parçasıdır. Terminal HEPA filtrasyon, filtre bütünlüğünün doğrulanması ve kontrollü hava akımı gibi uygulamalar bu alanlarda çok daha kritik hale gelir.
4. Her Yüksek Hijyenli Alana HEPA Gerekir Mi?
Kısa cevap: Hayır.
HEPA gerekliliğini yalnızca ürün grubuna veya alanın adına bakarak belirlemek doğru değildir.

HEPA kullanılıyorsa konu yalnızca filtrenin satın alınması ve sisteme takılmasıyla bitmez. Filtre sınıfı, üretici test raporları, montaj şekli, conta bütünlüğü ve olası kaçaklar doğrulanmalıdır. Asıl amaç, filtrenin varlığını göstermek değil, ürüne ulaşan havanın gerçekten hedeflenen kaliteyi sağladığını gösterebilmektir.
5. Filtrasyon Seçimini Neye Göre Yapacağız?
Genel havalandırma filtrelerinde ISO 16890 yaklaşımı kullanılabilir. Bu sistem filtre performansını partikül büyüklüğüne göre değerlendirir:
ISO Coarse/ePM10: kaba toz ve daha büyük partiküller,
ePM2.5: daha ince partiküller,
ePM1: çok ince partiküller ve biyoaerosol taşınımı açısından önemli fraksiyon.
Filtre seçerken iki sorunun birlikte cevaplanması gerekir:
Dışarıdan aldığımız havanın kalitesi nedir? ve Üretim alanında hangi hava kalitesine gerçekten ihtiyacımız var?
Yüksek hijyenli açık ürün alanlarında yalnızca kaba bir ön filtre yeterli olmayabilir. Böyle durumlarda kademeli filtrasyon, filtreler arasındaki diferansiyel basıncın takibi ve planlı filtre değişimi düşünülmelidir.
Burada sık karıştırılan iki ölçümü birbirinden ayırmak gerekir.
Oda basınç farkı, havanın bir hijyen bölgesinden diğerine hangi yönde hareket edeceğini kontrol etmek için kullanılır.
Filtre diferansiyel basıncı ise filtrenin ne kadar yüklendiği/kirlendiği konusunda bilgi verir.
Filtrenin diferansiyel basıncının normal olması, odalar arasındaki hava yönünün doğru olduğunu veya filtrenin herhangi bir kaçak olmadan çalıştığını tek başına kanıtlamaz.
6. Basınç Yönü Neden Bu Kadar Önemli?
Hava yüksek basınçlı bölgeden düşük basınçlı bölgeye hareket eder. Bu basit fizik kuralı, hijyen zonları arasındaki hava yönetiminin temelini oluşturur.
High-care veya high-risk bir alana daha düşük hijyen seviyesindeki bir bölümden kontrolsüz hava girişi istenmez. Benzer şekilde çiğ et, yıkama, atık veya yüksek nemli alanlardan gelen havanın açık RTE ürün alanına taşınması engellenmelidir.
Çiğ ve kirli proseslerde ise etkin egzoz ve prosesin özelliğine göre negatif basınç yaklaşımı daha uygun olabilir.
Ancak tasarım üzerindeki okların doğru çizilmiş olması yeterli değildir. Kapılar açıldığında, forklift geçtiğinde veya vardiya değişiminde personel trafiği arttığında sistemin nasıl davrandığı da görülmelidir.
Bu nedenle basınç yönü yalnızca projeden kontrol edilmemeli; manometre, alarm sistemi ve saha doğrulamalarıyla izlenmelidir. Duman testi, gerçek hava hareketini görmek açısından oldukça pratik bir yöntemdir.
7. Nem, Yoğuşma ve ACH
Bağıl nemin tek başına belirli bir değerin altında tutulması her zaman yeterli değildir. Gıda güvenliği açısından asıl soru, mevcut sıcaklık ve nem şartlarının yoğuşmaya yol açıp açmadığıdır.
Özellikle tavanlar, menfez çevreleri, evaporatörler, soğuk oda drenajları, borular ve diğer soğuk yüzeyler düzenli kontrol edilmelidir. Buhar kullanılan veya yoğun yıkama yapılan proseslerde üst yüzeyler ayrıca önem kazanır.
Saatlik hava değişim sayısı (ACH) şu şekilde hesaplanabilir:
ACH = Saatlik verilen hava debisi (m³/saat) ÷ Alan hacmi (m³)
Fakat “ACH yüksek, o halde sistem yeterli” sonucu çıkarılmamalıdır.
Hava yanlış yönde hareket ediyorsa veya filtrasyon yeterli değilse yüksek hava debisi kontaminasyonu azaltmak yerine başka bölgelere taşıyabilir. Bu nedenle ACH; filtrasyon, hava yönü, sıcaklık, nem, yoğuşma ve hijyen zonuyla birlikte değerlendirilmelidir.
8. Hava Mikrobiyolojisini Nasıl Değerlendirelim?
Hava mikrobiyolojisi günlük fiziksel kontrollerin yerine geçmez. Daha çok sistem performansının zaman içerisindeki seyrini görmek ve mevcut kontrollerin etkinliğini doğrulamak için kullanılmalıdır.
Uygulamada iki temel yöntemle karşılaşılır:
Aktif hava örnekleme: Belirli hacimde hava cihazla çekilir ve sonuç genellikle CFU/m³ olarak ifade edilir.
Çöktürme plakları: Plaklar belirli süre açık bırakılarak yüzeye çöken mikroorganizmalar değerlendirilir. Sonuç CFU/plaka/zaman olarak ifade edilir.
Bu iki yöntemin sonuçları doğrudan birbirine çevrilmemelidir.
Bazı teknik kaynaklarda yüksek riskli RTE alanları için küf-maya açısından <10 CFU/m³, orta riskli donuk üretim alanları için <50 CFU/m³, düşük riskli kapalı alanlar için ise <100 CFU/m³ gibi örnek hedef değerlerle karşılaşılabilir. Ancak bunlar bütün gıda tesislerinde uygulanacak değişmez yasal limitler değildir.
Daha doğru yaklaşım; tesisin önce alan riskini belirlemesi, uygun numune noktalarını seçmesi ve üretim gerçek koşullarda devam ederken yeterli başlangıç verisi toplamasıdır. Bu veriler kullanılarak tesise özgü alarm ve aksiyon seviyeleri oluşturulabilir.
Sonuçların da tek başına değerlendirilmemesi gerekir. Sıcaklık, nem, temizlik sonuçları, bakım faaliyetleri, filtre durumu ve gerektiğinde ürün sonuçlarıyla birlikte trend edilmesi daha anlamlıdır.
Tek bir yüksek sonuç görüldüğünde doğrudan sistemin başarısız olduğu sonucuna gitmek yerine; numune alma koşulları, üretim yoğunluğu, kapı hareketleri, yakın zamanda yapılan temizlik veya bakım, yoğuşma ve filtre durumu birlikte incelenmelidir.
9. Havalandırma Sisteminin Validasyonu
Bir fanın dönüyor olması, ortamın serin olması veya menfezden hava geldiğinin hissedilmesi havalandırma sisteminin gıda güvenliği açısından yeterli olduğunu göstermez.
Validasyonun amacı, sistemin hedeflenen hijyen şartlarını gerçek üretim koşullarında ve sürdürülebilir şekilde sağlayabildiğini ortaya koymaktır.
Bu nedenle validasyon/doğrulama dosyasında en azından şu konuların birbirleriyle ilişkilendirilmiş olması beklenir:
Alanın hijyen sınıflandırması,
Ürün ve proses risk değerlendirmesi,
Hava akım şeması ve basınç kademeleri,
Filtre envanteri ve filtre sınıfları,
Filtre değişim planı,
Filtre diferansiyel basınç kayıtları,
Hava debisi ve ach,
Sıcaklık ve bağıl nem sonuçları,
Yoğuşma değerlendirmesi,
Hava akımı doğrulaması/duman testi,
Hepa kullanılıyorsa dop/pao bütünlük testi,
Hava mikrobiyolojisi ve trendleri,
Basınçlı hava analiz planı,
Bakım, temizlik, filtre değişimi ve uygunsuzluk kayıtları.
Üretim kapasitesinin artması, yeni ekipman kurulması, yerleşimin değiştirilmesi, çiğ ve pişmiş alanların yeniden düzenlenmesi veya filtre sınıfının değiştirilmesi gibi durumlarda mevcut değerlendirme tekrar gözden geçirilmelidir.
Aynı şekilde tekrarlayan hava mikrobiyolojisi sapmaları, yoğuşma problemleri veya özellikle Listeria açısından çevresel izleme bulguları ortaya çıktığında havalandırma sistemi de olası nedenlerden biri olarak değerlendirilmelidir.
10. Sahada En Sık Karşılaşılan Hatalar
Her yüksek hijyenli alan için HEPA'yı otomatik çözüm kabul etmek bunlardan biridir. Çiğ alandan yüksek hijyenli alana hava geçişine izin verilmesi, filtrelerin sınıf ve değişim bilgilerinin takip edilmemesi, HEPA kullanılmasına rağmen bütünlük testinin yapılmaması ve yalnızca ACH değerine bakılarak sistemin yeterli kabul edilmesi diğer yaygın örneklerdir.
Oda basıncı ile filtre diferansiyel basıncının birbirine karıştırılması da teknik değerlendirmelerde önemli hatalara neden olabilir.
Yoğuşmanın yalnızca bakım problemi olarak görülmesi de doğru değildir. Açık ürünün bulunduğu bir alanda yoğuşma aynı zamanda doğrudan gıda güvenliği konusudur.
Benzer şekilde ortam havası ile basınçlı havanın aynı kriterlerle değerlendirilmesi veya farmasötik temiz oda limitlerinin doğrudan gıda üretimine aktarılması uygun bir yaklaşım değildir.
EU GMP Annex 1, FDA temiz oda yaklaşımları ve ISO 14644 gibi kaynaklar teknik karşılaştırma amacıyla yararlı olabilir. Ancak bu dokümanlardaki limitler gıda tesisleri için otomatik mevzuat limiti haline gelmez. Hedeflerin ürün ve proses riskine göre belirlenmesi gerekir.
11. Kendi Tesisinizde Nereden Başlayabilirsiniz?
Konu ilk bakışta oldukça teknik görünse de değerlendirmeye sahadan başlanabilir.
Önce tesis planınızı alın ve çiğ, kontrollü, high-care ve high-risk alanları işaretleyin. Ardından açık ürün bulunan noktaları belirleyin ve özellikle bu ürünlerden hangilerinde daha sonra kontaminasyonu ortadan kaldıracak bir öldürücü işlem olmadığını tespit edin.
Her alanın komşuluğuna bakın. Yan tarafta ne var? Çiğ proses mi, yıkama alanı mı, atık bölümü mü, depo mu?
Sonra havanın gerçekten hangi yönde hareket ettiğini kontrol edin. Gerekirse duman testi yapın. Filtrelerin tipini, sınıfını, değişim tarihlerini ve diferansiyel basınç kayıtlarını inceleyin.
Yoğuşma oluşan noktaları işaretleyin. Ürünle temas eden bütün basınçlı hava kullanım noktalarını listeleyin. Riskli açık ürün alanlarında hava mikrobiyolojisi için başlangıç verisi oluşturun.
Son aşamada tespitlerinizi;
alan ayrımı – hava yönü/basınç – filtrasyon – yoğuşma/nem – bakım – izleme – validasyon
başlıkları altında aksiyon planına dönüştürün.
Böylece “Bu alana HEPA gerekiyor mu?” sorusuna tahminle değil, ürün ve proses riskine dayalı olarak cevap verebilirsiniz.
Tesisiniz için ön değerlendirme
Ürün tipi, ürünün açık veya kapalı olması, proses aşaması, komşu alanlar, mevcut havalandırma sistemi, filtre sınıfı, HEPA durumu, basınç yönü, nem, hava değişimi, hava mikrobiyolojisi ve validasyon bilgileri birlikte değerlendirilmelidir.
Bu amaçla hazırlanan Havalandırma Uygunluk Aracı kullanılarak tesis veya proses alanı için ilk değerlendirme yapılabilir.
Araç değerlendirme sonucunu “Yeterli”, “Şartlı Yeterli” veya “Yetersiz” olarak verir ve tespit edilen eksikliklere göre filtrasyon, basınç, HEPA, izleme ve validasyon konusunda geliştirilmesi gereken noktaları gösterir.
Burada önemli bir sınırı da belirtmek gerekir: Böyle bir ön değerlendirme, mühendislik projesinin veya bağımsız sistem validasyonunun yerine geçmez. Ancak nereden başlanması gerektiğini görmek ve yatırımların gerçekten riske göre önceliklendirilmesini sağlamak açısından oldukça kullanışlıdır.
KAYNAKLAR
BRCGS. Air Quality and Filtration Guidance / Hava Kalitesi ve Filtrasyon Rehberi.
ISO 16890. Air Filters for General Ventilation. Genel havalandırma filtrelerinin ePM1, ePM2.5, ePM10 ve ISO Coarse sınıflandırması.
ISO 8573-1. Compressed Air — Contaminants and Purity Classes. Basınçlı havada partikül, su ve yağ sınıflandırması.
ISO 14644. Cleanrooms and Associated Controlled Environments. Temiz alanlarda partikül sınıflandırması ve doğrulama yaklaşımı.
ISO 14698-1. Cleanrooms and Associated Controlled Environments — Biocontamination Control.
EN 1822 / ISO 29463. High Efficiency Air Filters (EPA, HEPA and ULPA). HEPA filtre sınıflandırması ve bütünlük/doğrulama prensipleri.
EN 16798-3. Ventilation for Non-residential Buildings. Dış hava, besleme havası kalitesi ve filtreleme yaklaşımı.
FDA. Current Good Manufacturing Practice, Hazard Analysis, and Risk-Based Preventive Controls for Human Food.
FDA. Control of Listeria monocytogenes in Ready-To-Eat Foods.
European Commission. EU GMP Annex 1: Manufacture of Sterile Medicinal Products. Temiz oda yaklaşımı açısından teknik karşılaştırma kaynağıdır; gıda tesisleri için doğrudan limit olarak kullanılmamalıdır.
Campden BRI / CCFRA. Guideline No. 20: Microbiological Air Monitoring in Food Manufacturing Environments.
PFG / IGFG. Benchmarking Compressed Air GMPs for Food Safety Compliance.
Parker Balston. Is Your Food Facility Audit Ready? Point-of-Use Compressed Air Filters Help Ensure Product Quality.
Hazırlayan: Halise Yıldırım
